Piaget, kuramını açıklamadan önce bir takım kavramlar üzerinde durmuştur.

ZEKÂ= Piaget’e göre zekâ, çevreye uyum sağlayabilme yeteneğidir. Kişi, içinde bulunduğu çevreye ne kadar çok ve ne kadar hızlı uyum yapabiliyorsa o kadar zekidir denilebilir.

Piaget, insanların doğuştan getirdikleri iki temel eğilim olduğu düşüncesindedir: ÖRGÜTLEME ve UYUM SAĞLAMA

ÖRGÜTLEME =  Karşı karşıya olduğumuz kavram ve olayları birbirleriyle tutarlı bütünler haline getirmeye çalışırız. Biyolojik süreç nasıl homeostasis şeklinde denge kurmaya çalışıyorsa, aynı şekilde zihinde dengelenmeye ulaşmaya çalışmaktadır.

UYUM SAĞLAMA= Çevreye uyum sağlamayı ifade eder. Birey olarak içinde bulunduğumuz çevreye uyum sağlamaya çalışırız. Piaget, nasıl yiyecek yiyerek yiyeceği bedenimize katmaya çalışıyorsak, çocuğunda aynı şekilde bilgiyi zihne katmaya çalıştığı düşüncesindedir.

Uyum sağlamanın iki alt işlevi vardır: ÖZÜMLEME ve UYMA… Bu kavramları açıklamadan önce ŞEMAkavramını açıklamak gerekir.

ŞEMA = Örgütlenmiş davranış veya düşünce örüntüsüdür, çocuğun çevresiyle etkileştikçe geliştirdiği davranış ve düşünce kalıplarıdır. Şema en temel zihinsel yapıdır.

ÖZÜMLEME ve UYMA : Çocuk yeni bir durumla karşılaştığı zaman, onu önce kafasında bulunan şemalarla açıklamaya, böylece onu özümlemeye çalışır. Eğer zihnindeki şemalar yeni durumu açıklamaya yetmezse, bu kez çocuk zihnini duruma uydurmaya, yani uymaya çalışacak demektir. Hayatında ilk kez kaplan gören bir çocuk, önce onu kafasındaki kedi şeması ile açıklamaya, onu büyük bir kedi olarak tanımlamaya çalışır. Ancak, bir süre sonra kedi şemasının yeterli olmadığını fark ederse: zihninde yeni bir kavram (şema: kaplan şeması) oluşturarak onu anlamaya çalışır. Kedi kavramını kullanmaya çalışması zihnin ÖZÜMLEME, kaplan şeması oluşturması ise UYMAişlevini gösterir. Bu iki işlev karşılıklı olarak birbirlerini tamamlar ve zihnin gelişiminde önemli rol oynarlar.

Piaget’e göre birey yeni bilgiler edindikçe dengesi bozulur. Gündelik dildeki ifadeyle, kişinin bazen kafası karışır.”Benim kafam karıştı, biraz düşüneyim, biraz dinleneyim” diyen bir kişi Piaget’in terimiyle dengesiz bir durumdadır ve dengeye ulaşmaya çalışmaktadır. Kişi daha sonra yeni bir denge durumuna ulaşarak gelişimini sürdürmektedir.

ZİHİN GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1) Olgunlaşma  Kişi olgunlaştıkça zihin gelişimi de ilerler. Her ne kadar akıl yaşta değil başta ise de, aklı başa yaş getirir.

2) Yaşantı  Zihnin gelişimi kişinin geçirdiği yaşantılarla artabilir. Özellikle yaşantı zenginliği kişinin zihin gelişimini de arttırır. Çok yaşayan değil, çok gezen bilmektedir.

3) Kültürel (toplumsal) Aktarım  İçinde bulunulan toplum da kişinin zihin gelişimini etkilemektedir. Toplumun üyelerine aktardığı bilgiler zihin gelişimini arttırır.

4) Dengelenme  Zihnin dengelenme eğilimi de zihnin gelişimini etkiler. Yeni öğrenilen bilgiler önce dengesizlik doğurur, sonra dengeye kavuşurlar.

Örnek:  Çocuğun eline aldığı yumuşak bir oyuncağı emzik sanarak ağzına götürmesi ve emmesi ÖZÜMLEME sürecine örnektir. Fakat çocuk oyuncağın emzik olmadığını anladığında onu emmekten vazgeçer ve onunla oynamaya başlar. Bu durum UYMA sürecine örnektir. Bu örnekteki emme eylemi doğuştan getirilen bir ŞEMADIR. Bebekler ŞEMALAR aracılığıyla öğrenirler.

Piaget’e göre bilişsel gelişim kuramında 4 temel kural vardırÞ

*  Dönemler belli bir sıraya göre ortaya çıkarlar. Evrelerin sırasını değiştirmek mümkün değildir.

*  Dönemler arasında hiyerarşik bir sıralama vardır.

*  Bireysel ayrılıklar söz konusudur.

*  Her dönem için tipik gelişim özellikleri söz konusudur.

Piaget bilişsel gelişimi 4 dönemde incelemiştir.Þ

1) DUYUSAL MOTOR DÖNEMİ = Bu dönem 0–2 yaşlarını kapsamaktadır. Bu döneme SENSORİ-MOTOR dönemi de denmektedir. Bebek bu dönemde duyarak, hissederek, yaparak dünyayı öğrenmektedir. Bu dönemin en önemli işi de duyu organlarının bilincine kavuşmak ve bedenin farkına varıp onu istediği gibi kullanabilmeyi öğrenmektir. Bebek başlangıçta refleks türünde davranışlar gösterir ve dış dünyayı tanımaya çalışır. Yeni doğan bebekler emme, tutma, yakalama türünde davranışlar gösterirler.

Bebek başlangıçta kendisini çevresindeki nesnelerden ayırt edemez. Yani bebek için, ben-sen olmadığı gibi: kapı, pencere, biberon vb. de yoktur. Varlığın ve yokluğun bilincinde olunmayan bir durumdur. Bu bağlamda, bu dönemin doğadan ayrışma dönemi olduğu söylenebilir.

Bu dönemin en önemli zihinsel kazancı “sürekli nesne” kavramının edinilmesidir. Bebek ilk aylarda gözünün önünde giden nesnelerin yok olduğunu zanneder; ancak bu dönemin sonunda var olmaya devam ettiklerini kavrar. Başlangıçta “gözden ırak olan gönülden de ırak olur.” Bebeğin gözünün önünden giden top artık YOKTUR” Bebek etrafındaki nesne ve kişilerin görünüp yok olmaları ve yeniden ortaya çıkmaları ile ilgili olarak, nesnelerin bir yerlerde var olmaya devam ettiklerini anlar. Bu dönemin sonunda çocuklar nesne ve olayları zihinsel olarak sembolleştirir ve resmetmeye başlarlar…

2) İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM = Bu dönem 2–7 yaşlarını kapsamaktadır. İşlem öncesi dönem, adından da anlaşılacağı üzere, henüz işlemlerin yapılmadığı, ancak işlemlerin yapılabilmesi için hazırlıkların sürdürüldüğü bir dönemdir.

Bu dönemde dil gelişimi hızlıdır ve çocuklar çevrelerindeki nesne, olay, kişi ve varlıkları temsil eden semboller geliştirmeye başlarlar.

İşlem öncesi dönemde düşünce tek yönlüdür.

İşlem öncesi dönemde Piaget’in devresel tepki dediği olayı açık seçik bir şekilde görmek mümkün olur. Aslında devresel tepki duyu hareket döneminde daha ağır basar. Ancak bu dönemde daha kolay gözlenebilir hale gelir. Örnek: Bir espriyi öğrenen çocuk, o espriyi etrafındaki yetişkinlere “gına gelinceye” kadar tekrar eder.

İşlem öncesi dönemde çocuklar ayrıca oyuna önem verirler ve oyun araçlarını simgeleştirirler. Örn: Sopayı at gibi kullanan çocuk buna örnektir.

Benmerkezcilik (egosantrizm) Piaget’in kuramının en önemli kavramlarından biridir. Çocuk bu dönemde benmerkezcidir. Dünyanın merkezi kendisidir. Kendisini başkasının yerine koymadığı için onun bildiğini herkesin bildiğini, gördüğünü herkesin gördüğünü zanneder.

Piaget’e göre çocuklar özellikle bu dönemin ilk yıllarında toplu monolog adını verdiği bir konuşma yaparlar. Birbirlerini dinliyormuş ve karşılıklı konuşuyorlarmış gibi görünseler de çocuklar kendi kendilerine konuşurlar. Biri Hanya’dan bahsederken diğeri Konya’dan bahseder.

Önceki dönemde nesnelerin sürekliliğini kazanan çocuk bu dönemde kişilerin de sürekli olduğu anlayışına ulaşır.Örn: Ayşe Fatma’nın elbisesini giymişse Ayşe yine ayşedir.

PİAGET’e göre insan düşüncesinde animizm(canlandırmacılık) özelliğinin ağır bastığı dönem işlem öncesi dönemdir. Animizm, kısaca doğadaki cansız nesnelere de canlı imiş gibi davranmak olarak tanımlanabilir. Bu dönemde çocuk bebeğiyle konuşur ve onun da konuştuğunu veya en azından onun konuştuklarını anladığını savunur.

3) SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ = Bu dönem 7–12 yaşlarını kapsamaktadır. İşlem öncesi dönemde kavramları edinen çocuk somut işlemler dönemin de işlem yapabilir hale gelir.

Bu dönemde düşünce tersinebilirlik özelliği edinir. Bu dönemin başında yani ilk yıllarında 7 kere 9’un 63 ettiğini bilinir ama 9 kere 7’ninde aynı sonucu vereceği henüz anlaşılamaz. Bu özellik bu dönem içinde kazanılır. Bu özellik sayesinde çocuk işlemleri tersinden de ele alabilir hale gelir. Örn: Buz haline gelen suyun tekrar su haline gelebileceğini de düşünmeye başlar.

İşlem öncesi dönemde benmerkezci olan çocuk bu dönemde benmerkezciliğinden kurtulur yani bu dönem başkalarıyla başkaları olarak ilişkinin kurulabildiği dönemdir. Bu dönemin en önemli özelliği KORUNUM kavramının kazanılmasıdır. Korunum değişmezliğin anlaşılmasını ifade eder. KORUNUMLA ilgili örnekler:

MADDE KORUNUMU = Bir bütün parçalara ayrılsa bile miktarı değişmez.

UZUNLUK KORUNUMU = Uzun bir tel kıvrılsa bile uzunluğu değişmez.

* SAYILARIN KORUNUMU = Nesnelerin yakınlaştırılması veya uzaklaştırılması ile miktarda değişme meydana gelmez. 5 top ister bitişik olsun ister ayrı olsun, 5 top 5 toptur sayı değişmez.

ALAN KORUNUMU = Bir kâğıt parçasının kapladığı alan, kâğıt kesilip başka şekiller oluşturulsa bile değişmez.

AĞIRLIK KORUNUMU = Şekli değişen balçığın ağırlığı değişmez.

Çocuklar bu dönemde sınıflama ve sıralama konusunda da ustalaşırlar. Çocuklar farklı şekillerde sınıflama yapılabileceğini kavrarlar. Sıralama ile ilgili olarak: A<B C>B işlemindeki son sıralama (A<B<C) bu dönemde sonsuzca başarılabilir.

Bu dönemde çocuklar soyut olan kavramları, sembolleri algılayamazlar, soyut problemleri çözemezler. Bunlar somutlaştırıldığı sürece algılanabilir ya da problemler çözülebilir.

4) SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ = Bu dönem 12 yaş ve sonrasını kapsamaktadır. Bu dönemde çocuklar çok yönlü soyut ve analitik düşünmeye başlarlar. Soyut kavramları anlayabilir, soyut problemleri çözebilirler, farklı olaylar arasında ilişki kurabilirler. Problem çözebilirler, tümevarım ve tümdengelim gibi akıl yürütmeler yapabilirler. Bu dönemde ayrıca çocuklarda değer, inanç kavramları da gelişir. Bu dönemde dil ve zekâda oldukça gelişmiştir.

Göreli (kişiye, zamana, yere göre değişen) kavramlarda bu dönemde edinilir. Bu yönden bakıldığında solda olan bir nesnenin, öbür taraftan bakıldığında sağda olacağı soyut işlemler döneminde anlaşılır.

Ergenlik döneminde de ergen benmerkezciliği denilen herkesin ona dikkat ettiği gibi bir düşünce biçimi görülür. Bu düşünce biçimi yüzünden ergen herkesin ona baktığı onu gözlediğini düşünür. Ve kendini sürekli olarak sahnede hisseder.

Eğitimsel etkinliklerin planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde çocukların içinde bulundukları bilişsel gelişim düzeyleri ve özellikleri dikkate alınmalıdır. Çocukların gelişim doğasına aykırı yapılan eğitim uygulamaları bir anlam taşımayacağı gibi gelişim açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

 

 
 
%d blogcu bunu beğendi: