Klasik koşullanmada geçen temel kavramlar şunlardır :
* Uyarıcı  Organizmayı harekete geçiren iç ve dış olayların tümüdür.
* Tepki  Bir uyarıcının organizmada meydana getirdiği psikolojik ve fizyolojik değişme
* Nötr Uyarıcı  Herhangi bir tepkiye yol açmayan uyarıcıdır. Örn: Gündelik hayatta köpek zil sesi duyduğunda SALYA salgılamaz…
* Şartsız Uyarıcı  Öğrenme olmaksızın organizmada tepkiye yol açan uyarıcıdır. Örn: Gündelik hayatta köpek et gördüğünde öğrenme olmaksızın SALYA salgılar.
* Şartsız Tepki  Organizmanın şartsız uyarıcıya karşı DOĞAL olarak yaptığı tepkidir. SALYA…
* Şartlı Uyarıcı  Daha önce tepki gösterilmeyen bir uyarıcıya yaşantı sonucunda bir tepki gösterilmeye başlanmışsa bu uyarıcıya ŞARTLI UYARICI adı verilir. ZİL…
* Şartlı Tepki  Şartlandırma işleminden sonra şartlı uyarıcıya gösterilen tepki. SALYA…

İvan Pavlov’un Deneyi

  I. ADIM:      ZİL
(Nötr Uyarıcı) ……………………….(Nötr Uyarıcı)                   TEPKİ YOK
  II. ADIM:     ZİL                         ET                  SALYA              (Nötr Uyarıcı)                     (Şartsız Uyarıcı)                  (Şartsız Tepki)
Bu eşleştirme defalarca tekrarlandıktan sonra:
III. ADIM:      ZİL                                                      SALYA
(Şartlı Uyarıcı)                              (Şartlı Tepki)

Pavlov, birinci aşamada, zili çalmış ve köpeğin zile karşı herhangi bir tepki göstermediğini görmüştür. Gündelik hayatta da köpeğin zile karşı bir tepkisinin bulunması gerekli değildir. İkinci aşamada zil sesinin ardından köpeğe et verilmiştir. Köpeğin ete karşı SALYA salgıladığı görülmüştür. Bu işlem birkaç kez tekrar edildikten sonra, üçüncü aşamada zil sesi verilip et verilmediği halde, köpeğin SALYA salgıladığı görülmüştür. Bu durum, köpeğin zil sesinden sonra et verildiğini ‘öğrendiği’ olarak yorumlanmaktadır.
NOT: Klasik koşullanmada dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta vardır
→ Şartsız tepki doğal bir davranıştır. Örn: Ete karşı SALYA akıtma. Dolayısıyla sonradan öğrenilen davranışlar klasik koşullanma da ‘kullanılamazlar.’
→ Şartsız uyarıcı ile şartsız tepki arasındaki bağ doğal bir bağdır. Yani hiçbir köpeğe ete karşı salya tepkisi vermesi ÖĞRETİLMEMİŞTİR

ÖRNEKLER 
* Elin soğuk suya sokulması     Kan damarlarının büzüşmesi
KOŞULSUZ UYARICI                KOŞULSUZ TEPKİ

ISLIK SESİ         Tepki Yok                      NÖTR UYARICI

ISLIK SESİ          Elin Soğuk Suya Sokulması          Kan damarlarının Büzüşmesi
NÖTR UYARICI    KOŞULSUZ UYARICI           KOŞULSUZ TEPKİ

Birkaç kez tekrarlandıktan sonra:

ISLIK SESİ                                          Kan damarlarının büzüşmesi
KOŞULLU UYARICI                            KOŞULLU TEPKİ…

NOT:  FOBİLER genellikle klasik koşullanma sonucu oluşur.
Örnekler:

  • Kararan bir gökyüzü insanı hüzünlendirir.
  • Köpek görünce korkma.
    Enjektör görünce korkma.
    Öğretmen görünce korkma.
  • NOT:  Kapı Zili, Teneffüs Zili, Trafik işaretleri karşısında gösterdiğimiz davranışlar da klasik koşullanma sonucu öğrendiğimiz davranışlardır.

    Örnek: Bayrak görünce saygı duyma
    Otobüs görünce mide bulantısı
    Limon görünce ağzın sulanması
    Zil sesi duyunca teneffüse çıkma → öğrenci okula ilk geldiğinde zile karşı hiçbir tepki göstermez. (Nötr Uyarıcı) Ancak her zil çaldığında teneffüse çıkılacağını birkaç denemeden sonra öğrenir. Ve zil erken çalsa bile teneffüs zamanının gelip gelmediğine bakmadan dışarı çıkar.
    Örnek: Anne bebeğini dışarı çıkaracağı zaman onu bebek arabasına bindirmektedir. Bir süre sonra bebek çocuk arabasına her oturduğunda dışarı çıkılacakmış gibi sevinç göstermektedir. Çocuk arabası önce NÖTR uyarıcıdır daha sonra koşullu uyarıcı haline gelmiştir.

KOŞULLANMA İLKELERİ

A) GENELLEME

Koşullu uyarıcıya benzer diğer uyarıcılara da koşullu tepkinin gösterilmesidir.
Örn: Zil sesine karşı salya salgılamayı öğrenmiş olan köpeğin çıngırak sesine de salya salgılaması…
Örn: Bir köpek tarafından ısırılan bir çocuğun başka köpekler gördüğünde veya köpeğe benzer hayvanlar gördüğünde korkup kaçması.
Örn: Watson’un (Rayner ile birlikte) yaptığı bir araştırma şu şekildedir: Küçük Albert adı verilen bir çocuğa beyaz bir fare gösterilmiş ve çocuk fareye yaklaşıp dokunduğunda arkasından hoş olmayan bir gürültü oluşturulmuştur. Çocuk öteki eliyle dokunmaya kalktığında da aynı şeyle karşılaşmıştır. Birkaç denemeden sonra çocuğun beyaz fareden korktuğu görülmüştür. Daha sonra beyaz bir tavşan gösterildiğinde, Albert’in tavşandan da korktuğu gözlenmiştir.

Bu durum, Albert’in şartlı uyarıcının bir ya da birkaç özelliğini taşıyan diğer uyarıcılara da aynı (şartlı tepkiyi) tepkiyi verdiğini göstermektedir. Buna UYARICI GENELLEMESİ denir.

B) AYIRT ETME

Genellemenin tersidir. Ayırt etme, organizmanın iki uyarıcı arasındaki benzemeyen özellikleri fark etmesidir. Ayırt etmeyi öğretmede organizmaya bu farklılıklar gösterilmeye çalışılır. Pavlov’un araştırmalarında köpeğin zil sesi ile çıngırak sesini birbirinden ayırt etmesi öğretilmiştir. Her zil sesi pekiştirilip, çıngırak sesine karşı herhangi bir pekiştirme verilmediğinde organizma iki uyarıcıyı birbirinden ayırt edebilmektedir.
NOT: Genelleme olmadan ayırt etmenin olması mümkün değildir…

C) SÖNME

Koşulsuz uyarıcı (et) olmadan koşullu uyarıcı (zil) tek başına verildiğinde bir müddet sonra koşullu tepkinin (salya) azaldığı ve yok olduğu görülür. Koşullu uyarıcının (zil) tek başına artık koşullu tepkiyi (salya) oluşturmamasıdır.
Örn: İlk defa iğne vurulduğunda iğneyi vuran doktordan korkan bir çocuk daha sonra bir doktor gördüğünde korkar. Uzun süre doktora gitmediğinde bu korkuyu unutabilir ve korku duygusu sönebilir.
PEKİŞTİRİLMEYEN TEKRARLAR SÖNMEYE YÜZ TUTAR…

D) KENDİLİĞİNDEN GERİ GELME

Sönmeden bir süre sonra şartlı uyarıcı ile (zil) tekrar karşılaşılan organizmanın çok olmasa bile bir miktar şartlı tepki verdiği gözlenmiştir. Buna KENDİLİĞİNDEN GERİ GELME denir.
Örn: Uzun süre zil sesi duymadığından dolayı salya akıtma davranışı sönen bir köpek bir süre sonra zil sesine benzer bir uyaranla karşılaştığında tekrar salya akıtabilir. Fakat bu tepki az ve kısa sürelidir.
Örn: Şampuanla banyo yaptırılan çocuk gözleri yandığı için ağlamıştır. Daha sonra annesi gözleri yakmayan şampuanla çocuğunu banyo yaptırmış ve çocuk ağlamamıştır. Bir süre sonra çocuk şampuanı gördüğünde tekrar ağlamaya başlamıştır.

E) HABERCİLİK

Koşullu uyarıcı kendisinden sonra gelecek koşulsuz uyarıcının haber verici nitelikte olmasıdır.
Örn: Zil → Etin geleceğinin habercisidir.

F) DERECELİ (ÜST DÜZEY) ŞARTLANMA

Klasik şartlanma ile elde edilen sonuç sadece bir şartlı uyarıcı ile sınırlı kalmayabilir. Üst düzey şartlanma bunu ifade etmektedir. Eğer zil-et-salya şartlanmasında zilden önce başka bir nötr uyarıcı (ışık) verilirse köpek bu uyarıcıya karşı da şartlanmaktadır. Zil nasıl şartsız uyarıcı (et) için bir sinyal (koşul) haline geliyorsa ışıkta zil için sinyal haline gelmektedir. Bu duruma ikincil şartlanma denir.
Örn: Otobüs görünce midesi bulanan biri otobüs terminalini ya da otobüs terminaline giden yolu görünce de midesi bulanır.

G)KARŞIT KOŞULLANMA

Bir tepkinin oluşmasına neden olan uyarıcılar değiştirilerek karşı tepkinin oluşturulması sürecine denir.
Örn: Okuldan sinirli, suratı asık ve sürekli bağıran öğretmenler olduğu için nefret eden ve devamsızlık yapan bir öğrenci için öğretmenlerin sevecen ve yakın ilgi gösterdiği bir okulda nefret ve devamsızlık davranışları; okula karşı ilgili ve okula devam davranışlarına dönüşür.
Örn: Sürekli havladığı ve saldırdığı için bir köpekten korkan çocuk için uyumlu ve sevecen köpekle etkileşime geçtiğinde köpeğe olan nefretin yerini köpek sevgisi alır.

H) TRANSFER (AKTARMA)

Gösterilen bir davranışın başka bir davranışı, öğrenmeyi kolaylaştırması (olumlu transfer), ya da başka bir davranışı, öğrenmeyi zorlaştırması (olumsuz transfer) durumudur.
Örn: Bisiklet kullanan birinin motosikleti kullanmayı öğrenmesi → Olumlu
İki parmak daktilodan sonra on parmak daktilo yazmayı öğrenmeye çalışan birinin zorlanması → Olumsuz

1) ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

Klasik koşullanmada organizma çaresizdir. Organizma ne yaparsa yapsın durumu değiştirmeyecektir. Organizma ne kadar çaba harcarsa harcasın durumu değiştiremeyeceğini öğrenerek pasif kalır ve bu pasifliği de tüm durumlara geneller.
Örn: Okuldaki derslerde ve sınavlarda sürekli başarısız olan bir öğrenci hayatı boyunca başarısız olacağını düşünür.
Öğrenilmiş çaresizliğin başlıca belirtileri şunlardır  İsteksizlik, pasif olma, depresyon, korku, her türlü sonucu kabul etmeye isteklilik, boyun eğme…

KLASİK KOŞULLANMAYI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1) NÖTR ve KOŞULSUZ UYARICIYI ELEŞTİRME

Klasik koşullanmanın gerçekleşmesi için NÖTR bir uyarıcının (ZİL) koşulsuz bir uyarıcı (ET) ile eşleştirilmesi gerekir. Pavlov’un deneyinde köpek zil sesi ile eti birleştirmektedir.

NOT  Koşullanma sürecindeki ilk koşul budur.

2) KOŞULLU ve KOŞULSUZ UYARICI ARASINDAKİ MESAFE (Bitişiklik)  Koşulsuz uyarıcı (ET) ve koşullu uyarıcının(ZİL) verilme zamanı birbirine çok yakın olmalıdır.
5-30 sn.

ZİL            ET

3) KOŞULLU UYARICI SAYISI

İlk koşullu uyarıcıya (zil) daha kuvvetli koşullanma sağlanırken koşullu uyarıcı sayısı arttıkça tepkinin kuvveti azalmaktadır.
Örn:     ZİL SESİ  → SALYA FAZLA
ZİL + IŞIK  → SALYA AZ
ZİL + IŞIK + ELEKTRİK ŞOKU  → SALYA DAHA DA AZ…

4) TEKRAR SAYISI  Koşullu uyarıcı ile (ZİL) koşulsuz uyarıcı (ET) bağının tekrarlanması gerekir. Pekiştirilmeyen tekrarlar sönmeye yüz tutar.
5) ÖĞRENCİ ÖZELLİKLERİ  Klasik koşullanma tüm bireylerde, tüm türlerde ya da bir türün tüm bireylerinde aynı derecede oluşmaz. Bireysel özellikler koşullanmayı etkiler.
Örn: Bağıran bir öğretmenden tüm öğrenciler aynı düzeyde etkilenmezler…
6) PEKİŞTİRME

Klasik koşullanmada pekiştireç tepkiye bağlı olarak verilmelidir. Organizma önce pekiştireci alır ve bu pekiştirece bağlı olarak tepkide bulunur.
Örn: Köpek önce ete ulaşacak (pekiştireç) daha sonra SALYA salgılayacak → TEPKİ
Örn: Okulda öğrenci önce çikolatayı alır → daha sonra ders çalışır.
NOT:  Klasik koşullanma oluşturmak için insanların reflekslerinden yararlanılır.

DUYUŞSAL DAVRANIŞLAR, REFLEKSLER veKORKU ŞARTLANMASI :
Klasik şartlanmayı meydana getirebilmek için öncelikle organizmanın doğal bir davranışını bulmak gerekir. İnsanda iki türlü doğal davranış vardır. Bunlardan birisi reflekstir. İnsanda refleksle ilgili olarak klasik şartlanma kullanılabilir.
( NÖTR UYARICI )
Örn:    Armut            TEPKİ YOK

( ŞARTSIZ TEPKİ )
( ŞARTSIZ UYARICI )
( NÖTR UYARICI )
Armut            LİMON          AĞZIN SULANMASI

Bu eşleştirme defalarca yapılıyor…………
( ŞARTLI TEPKİ )
( ŞARTLI UYARICI )
ARMUT                                               AĞZIN SULANMASI
İnsanlarda klasik şartlanmanın kullanıldığı doğuştan getirilen diğer bir davranış türü de duyuşsal davranıştır.
Örn: Birini sevmek, hoşlanmak, nefret etmek, canı sıkılmak, korkmak
Klasik şartlanma ile duygular öğrenilmektedir. Çocuklar doktordan klasik şartlanma yüzünden korkarlar. Çocuklar okuldan yine klasik şartlanma yüzünden korkarlar. Okul fobisi veya korkusunun temelinde KLASİK ŞARTLANMA vardır.

( NÖTR UYARICI )
Örn:     OKUL                 TEPKİ YOK
( ŞARTSIZ TEPKİ )

( ŞARTSIZ UYARICI )
( NÖTR UYARICI )
OKUL         CEZALANDIRICI ÖĞRETMEN         KORKU-NEFRET

Bu eşleştirme defalarca yapılıyor……
( KOŞULLU TEPKİ )
( KOŞULLU UYARICI )
OKUL                                                         KORKU-NEFRET
NOT: Korku şartlanması kolay oluşan ama zor ortadan kaldırılabilen bir şartlanmadır.
Örn: Yeğeninizin sizi sevmesi için birçok kez çikolata götürmeniz gerekir. Ama sizden korkmasını istiyorsanız iki kez tokat atmanız yeterlidir.
NOT: İnsanlarda klasik şartlanma refleks ve duygularda kullanılabilir. Ama onun da önemli bir şartı vardır. Kişi amacın farkında olmamalıdır. İnsan yapılmaya çalışılanın farkına varırsa inat eder, gerçekleşmesini engeller. Bu yüzden insanlarda klasik şartlanma kullanıldığında ‘ÇAKTIRMAMAK’ gerekir.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

 

 
 
%d blogcu bunu beğendi: