ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Þ İnsan davranışları incelenmeye başlandığında öncelikle PERFORMANS kavramının tanımlanması gerekmektedir.

PERFORMANS: (İCRA-EDİM)

            İnsanın tüm yaptıkları onun performansını oluşturur. Bir öğretmenin düşük veya yüksek performansından; aynı biçimde bir kalecinin futbol müsabakasında performansının düşük ya da yüksek olmasından söz edilebilir. Bir sporcunun performansının kötü olduğu söylendiğinde, kötüde olsa bir performans vardır. Dolayısıyla PERFORMANS: ‘kötü veya iyi’ bir davranış düzeyini ifade etmektedir.

            İnsan performansı iki ana kökene dayanır. Þ KALITIM ve ÇEVRE… Yani insan davranışlarının bir kısmı öğrenilmiş bir kısmı ise doğuştan getirilmiştir.

NOT: Þ Doğuştan getirilen iki ana davranış türünün bulunduğu söylenebilir. Þ REFLEKS ve İÇGÜDÜ… Refleks ve içgüdü dışındaki davranışlar, doğuştan getirilmeyen davranışlar, yani öğrenme sonucu elde edilme olasılığı yüksek olan davranışlar olacaktır.

 

REFLEKS: Doğuştan getirilen, belli bir uyarıcıya gösterilen, oldukça hızlı, tutarlı ve basit davranışlardır. Örn: Dizimize vurulduğu zaman ayağımızı kaldırırız. Tanımda vurgulanan özellikler bu örnek üzerinde kolayca gösterilebilir. Þ

 

            * Doğuştan getirilmiştir = Kimseye ayağını kaldırmak öğretilmemiştir.

            * Belli bir uyarıcı vardır = İlla ki dizinin o noktasına vurulması gerekir. Eğer o nokta dışında bir yere vurulursa, istenilen davranış ortaya çıkmaz, olsa olsa organizmanın canı acır.

            * Belli bir davranıştır = İllaki o ayağınızın kalkması gerekir, komedi filminde oynanmıyorsa, öbür ayak veya kol kalkmaz.

            * Basit bir davranıştır = Ayağınızı kaldırmanız için bir tek kas hareketinden oluşan bir eylemi gerçekleştirmeniz gerekir.

Refleksin belirtilmesi gereken diğer bir özelliği de ertelenebilmesi ama engellenememesidir. Refleksin ortaya çıkması, organizma kendini zorladığında bir süre ertelenebilir, ama engellenemez, organizma rahatladığı ilk anda REFLEKS ortaya çıkar.

 

 

İÇGÜDÜ: Bir türün bütün üyelerinde doğal olarak var olan ve öğrenme yerine olgunlaşma sonucu gelişen davranış anlamına gelmektedir. Bir davranışın içgüdü olabilmesi için şu şartları taşıması gerekmektedir Þ

 

            * Doğuştan gelmelidir.

            * Bir türün tüm üyelerinde olmalıdır.

            * Başka türlerde olmamalıdır.

            * Karmaşık bir davranış örüntüsü olmalıdır.

Bir davranışın içgüdü olabilmesi için, bu dört şartın dördünün de yerine gelmesi gerekir. Eğer bu dört şartın biri yerine gelmezse, o davranışın içgüdü olmadığı söylenebilir. Arıların bal yapması, ipek böceğinin koza örmesi içgüdüye örnek olarak verilebilir.

Refleksle içgüdü arasında bir takım farklar vardır. Reflekslerin ertelenebilmesine karşılık, içgüdüler ertelenemez. Refleks basit bir davranıştır ancak içgüdü karmaşık bir davranıştır.

            İnsanlarda içgüdünün olmadığını söyleyebiliriz. Ancak insanlarda içgüdüsel davranışların olduğu bilinmektedir. En alışılmış örneği ile annelik içgüdü değil, içgüdüsel bir davranıştır. Yapılan bir araştırmada üç hafta süreyle yeni doğmuş bebeklerle bir arada kalan bayanların prolaktin salgıladıkları görülmüştür. Bu salgı bir erkeğe enjekte edildiğinde erkeğinde annelik davranışı göstermeye başladığı görülmüştür. Bu durum gösteriyor ki, annelik davranışı biyokimyasal, yani kimyasal maddelerin etkisinde gösterilen bir davranıştır. Bu yüzden İÇGÜDÜ DEĞİL, İÇGÜDÜSELDİR… (Bebeklerin emme davranışı)

 

DAVRANIŞ: Organizmanın dışardan gözlenebilen ya da kendisince hissedilen tepki ve hareketlerinin tümüne DAVRANIŞ adı verilir. Örn: İnsanın konuşması, yazması, göz kırpması, el sallaması, düşünmesi, üzülmesi, kalbinin çalışması birer davranıştır.

            İnsan davranışları üçe ayrılmaktadır: Þ

a) Doğuştan gelen davranışlar Þ Öğrenmeyle değiştirilemeyen davranışlardır. Örn: İnsanın gözbebeğinin şiddetli ışıkta küçülmesi, az ışıkta büyümesi doğuştan gelen bir davranıştır.

b) Geçici davranışlar Þ Alkol, ilaç, uyuşturucu madde, hastalık gibi etkilerle ortaya çıkan ve bu etki ortadan kalktıktan sonra kaybolan davranışlardır. Örn: Bir kişinin yüksek ateş, alkol gibi nedenlerle yaptığı konuşmalar bu türden davranışlardır.

c) Sonradan kazanılan davranışlar Þ Doğuştan getirilmeyen, öğrenme ürünü olan davranışlardır. Öğrenme ürünü olan davranışlar genelde planlı eğitimle ya da gelişi güzel kültürleme yoluyla kazanılır.

            Refleksler dışındaki davranışların hemen tümü öğrenilmiştir. Ancak öğrenilen her davranış uygulamaya sokulmayabilir. Ya da öğrenilen bir davranış sonradan sönebilir.

 

UYARICI: İnsanların duyu organlarını harekete geçiren ve insan da bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliğidir. Acıkma, susama, kas hareketleri içsel; ışık, ses dışsal uyarıcılara örnek olarak verilebilir. Uyarıcıda üç nokta oldukça önemlidir Þ

            * Kişinin duyu organlarının harekete geçmesi,

            * Kişide tepkiye yol açması,

            * İç ve dış bir durum değişikliğinin meydana gelmesi.

                                                                                                                                  FP

TEPKİ: Uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranıştır. Tepki uyarıcısına göre belirlenebilir. Çünkü bir durumda tepki olan bir davranış başka bir açıdan bakıldığında uyarıcı olabilir. Öğretim sırasında öğretmenin sorusu bir uyarıcı, öğrencinin cevabı tepkidir. Bazen öğrencinin konuşması bir uyarıcı olur ve öğretmenin o uyarıcıya verdiği cevap tepki olabilir. Uyarıcı ile tepki arasındaki ilişki karşılıklıdır. Yani bir uyarıcıya verilen tepki aslında karşıdaki için bir uyarıcıdır ve o da buna tepki vererek zincirleme davranışlar sürüp gider.

            Tepkiler fiziksel, fizyolojik veya psikolojik olabilir. Gülme fiziksel; terleme daha çok fizyolojik; hayal kurma daha çok psikolojiktir.

 

KARŞILIK: Organizmanın tepkisinin sağladığı sonuçtur. Bir davranışın karşılığı, ilgili uyarıcıya karşı o davranışın tekrar gösterilme veya gösterilmeme ihtimalini arttırmaya yönelik olabilir.

            Karşılık iki kısım olarak düşünülebilir Þ

* Eğer karşılık davranışın tekrar gösterilme ihtimalini artırmaya yönelik ise buna pekiştirme ve bu amaçla kullanılan uyarıcıya pekiştireç denir. Öğrencinin cevabının doğru olması durumunda öğretmen ona ‘aferin’ diyerek pekiştirme yapabilir.

* Eğer ilgili uyarıcıya karşı o davranışın yeniden gösterilmesi istenmiyorsa, bu durumda yapılan işleme CEZA adı verilir.

NOT: Karşılık kavramı operant şartlanma ile birlikte ele alındığında daha iyi anlaşılır.

NOT: CEZA yapmamayı öğretirken; pekiştirme yapmayı öğretir.

 

ÖĞRENME: Tekrar ya da yaşantı yoluyla organizmanın davranışlarında meydana gelen oldukça kalıcı / sürekli değişikliklerdir. Bir davranışın öğrenme olabilmesi için şu sorulara cevap alması gerekmektedir Þ

            * Tekrar veya yaşantı yoluyla mı oluşmuştur?

            * Davranışta değişiklik meydana gelmiş midir?                                         FP

            * Değişiklik oldukça kalıcı mıdır?

Bu sorulardan herhangi birisine HAYIR cevabı alınıyorsa; o davranış öğrenme değildir. Özellikle tekrar ya da yaşantı yoluyla edinilmeyen davranış değişikliklerine bir takım psikolojik rahatsızlıklar ve tikler verilebilir. Bu durum da davranış değişikliği meydana gelir ve oldukça da kalıcıdır ama öğrenme olarak nitelendirilemezler. Çünkü bireyin kendi isteği ile meydana gelmemiştir.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

 

 
 
%d blogcu bunu beğendi: