Webdersanesi
ALES girişi belgeleri internette!
ALES girişi belgeleri internette!
İlkokula başlama yaş sınırı kesinleşti
İlkokula başlama yaş sınırı kesinleşti
Yeni öğretmenlik modeli nasıl olacak?
Yeni öğretmenlik modeli nasıl olacak?
Edimsel Koşullanma
Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullanmaya EDİMSEL KOŞULLANMA adı verilir. Klasik şartlanmada organizma oldukça pasiftir ve olaylar organizmanın dışında gerçekleşir, organizmanın bir şey yapması gerekmez. Oysa insan çevresiyle aktif bir ilişki içindedir. Operant şartlanmanın temelinde de organizmanın aktivitesi vardır.

Skinner operant kutu adı verilen özel bir araç geliştirmiştir. Kutu, altında (elektrik şoku verilebilecek) bir ızgara, (yiyeceğin düşmesini sağlamak üzere ayarlanmış) bir kol ve (yiyeceğin düştüğü) bir delikten oluşmaktadır.

 Skinner, aç bir fareyi bu kutunun içine koymuştur. Fareden beklenen kola basmasıdır. Kola basma davranışının sonucunda delikten yiyecek düşecektir. Fare başlangıçta çeşitli davranışlar gösterir. Bir süre sonra rast gele kola basar ve yiyecek düşer. Fare son yaptığı davranışları tekrarlamaya başlar. (Ne yaptım da yiyecek düştü acaba?) Bir süre sonra tekrar kola basar ve tekrar yiyecek düşer. Fare birkaç denemeden sonra kola basınca yiyecek düştüğünü anlar ve kola tekrar tekrar basar. Bu olaya OPERANT ŞARTLANMA denir.

    Yani OPERANT ŞARTLANMA: ORGANİZMANIN GÖSTERMİŞ OLDUĞU BİR DAVRANIŞIN PEKİŞTİRİLMESİ YOLUYLA TEKRAR GÖSTERİLME İHTİMALİNİN ARTIRILMASIDIR.

    Edimsel koşullanma, bireyin davranışlarını; PEKİŞTİREÇ elde etmek için yaptığı bilinçli tepkiler olarak açıklar.  Bu davranışın sonucu DOYUMLA sonuçlanırsa davranış tekrar edilir.
    Örn: Ders çalışan ve yüksek not alan birey ders çalışmaya devam eder. Gittiği bir lokantada lezzetli yemek yiyen bir birey aynı lokantada yemek yeme alışkanlığı kazanır.
    Örn: Babasının ayakkabısını sildiğinde kendine harçlık verildiğini gören çocuk kendisinden böyle bir şey istenmediği halde her sabah babasının ayakkabısını silmeye devam eder.

OPERANT ŞARTLANMANIN AKIŞI

Davranış


Davranış


Davranış  +  Pekiştirme  =   Davranış ...

   
   Edimsel koşullanmada organizmaya davranışı nasıl yapacağı öğretilir. Önce istenilen davranışa en yakın olan davranışlar pekiştirilir ve giderek daha yakını pekiştirilerek sonunda beklenen davranışı göstermesi sağlanır.
    Sonuç olarak birçok davranışı bir pekiştireç izlerse o davranışın ortaya çıkma olasılığı artar.
    Örnek:
    Yürüme davranışı
   Devam eder
Anne-baba sevinci
      Şeker verme
    Ödül
Yürüme Davranışı
         Yapma
Yürüme Davranışı
       Gösterme
UYARICI               TEPKİ              PEKİŞTİREÇ               TEPKİYE DEVAM
               

EDİMSEL KOŞULLANMA İLKELERİ
A) PEKİŞTİRME
B) CEZA


   
Yapılan bir davranış iki türlü sonuç verir :   
CEZA
PEKİŞTİRME

   
    Davranışın sonucunda hoşuna giden bir durum ortaya çıkar ve davranış gösterilmeye devam eder. Örn: Yeni aldığımız bir gömleği giyindiğimizde ‘çok güzel yakıştı’ denirse bu davranışın sonucu olumludur ve davranış devam eder.
                Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkar. Örn: Yeni aldığımız bir gömleği giyindiğimizde ‘çok kötü, yakışmamış’ denilirse bu davranışın sonucu olumsuzdur ve terk edilir. Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılara CEZA denir.
 

A) PEKİŞTİRME 
Pekiştirme:  Bir davranışın tekrarını sağlamak için uyaran verilmesi işlemidir. Pekiştirmede kullanılan uyarıcıya PEKİŞTİREÇ denir.
Pekiştireç:  Davranışı izleyen ve organizma üzerinde hoşa gidici bir etki yaratarak davranışın ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılara pekiştireç denir ve pekiştirilen davranışlar öğrenilir.
    Pekiştireçler sayesinde birey istendik veya istenmedik davranışlar öğrenebilir. Bu nedenle pekiştireçler çok dikkatli kullanılmalı ve doğru davranışlar pekiştirilmelidir. Örn: Anne ve babanın çok sık gösterdikleri bir davranış ağlayan çocuğa susması için istediklerini vermektir. Bu yolla çocuklar istediklerini elde etmek için ağlamayı öğrenirler.
NOT:  Öğrenilen davranışlar bir süre pekiştirilmezler ise sıklığı azalır ve söner. İstenmedik davranışları söndürmek için kullanılan yöntemlerden birisi davranışı görmezlikten gelmektir. Görmezlikten gelmede ise istenmedik davranış bir süre gözlenir (artarak) fakat daha sonra söner.

Skinner pekiştirmeyi; öğrenme sürecini hızlandırmak ve davranışları biçimlendirmek için kullanmıştır.


NOT:  Pekiştirme çeşitli şekillerde yapılmaktadır.

A) OLUMLU (Pozitif) pekiştirme
  Bir davranışın sonucunda hoşa giden bir uyarıcının ortama katılması ve bu uyarıcının o davranışın tekrarlanma ihtimalini artırması olayına OLUMLU PEKİŞTİRME denir.
Olumlu Pekiştireç:  Ortama konulduğunda davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır.
    Örn: Sınıfta bir soruyu doğru cevaplayan öğrenciye ‘AFERİN’ denilmesi, öğrencilerin sorulara cevap verme davranışının tekrarını sağlar.
    Örn: Ders çalışan bir öğrenciye yüksek puan verilmesi ders çalışma davranışının tekrarlanmasını sağlar.
           Örn: Sınıftaki çöpü çöp tenekesine atan bir öğrencinin öğretmenin beğenisini kazanması
           Örn: Öğretmenin ödevini yapan bir çocuğa çikolata vermesi çocuğun bu davranışı tekrarlama olasılığını arttırır.
           Örn: Büyükler tarafından benimsenme, yüksek not alma, öğretmenin sınıfta bir öğrenciyle ilgilenmesi, ona saygı duyması, gerektiğinde övmesi, ona önem verdiğini hissettirmesi olumlu pekiştireç kavramıyla AÇIKLANIR…
NOT:  SONUÇ OLARAK olumlu pekiştirme hoşa giden bir uyarıcının ortama konulması ile davranışın ortaya çıkma ihtimalinin artırılmasıdır. Olumlu pekiştirme ile davranışın ortaya ÇIKMA İHTİMALİ ARTAR…

B) OLUMSUZ (Negatif) PEKİŞTİRME 
Organizmanın içinde bulunduğu durumdan hoş olmayan bir uyarıcının kaldırılarak davranışın yapılma OLASILIĞINI ARTIRMA işlemine OLUMSUZ PEKİŞTİRME adı verilir. Yani organizmanın hoşuna gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılmasıdır.                                                                                            
Olumsuz Pekiştireç:  Ortamdan çıkarıldığında davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır.
NOT:  Bu pekiştirecin uygulanabilmesi için organizmanın olumsuz bir durumda bulunması gerekir.
    Örn: Bir öğrenci evindeki aile kavgalarından, sorunlarından kaçmak için okula geliyorsa OKUL bu öğrenci için OLUMSUZ BİR PEKİŞTİREÇTİR. Çünkü öğrenci okula gelerek kendisine acı veren sorunlardan kurtulmakta ve rahat etmektedir.
    Örn: Ayakkabısı ayağını sıkan bir çocuğa annesi tarafından yürüme davranışı öğretilirken ayakkabısını çıkarmasına izin verilmesi onun yürüme davranışı gösterme olasılığını arttırır.
    Örn: Sınıfta kekeme bir öğrenci konuştuğunda diğer arkadaşları güler. (Gülme olumsuz bir durumdur.) Öğretmen diğer öğrencilerin gülmesini engellediğinde (olumsuz durum ortadan kalktığında) kekeme öğrencinin konuşma davranışı artar.
    Örn: Ödevlerinde belli bir puana ulaşan öğrenciye sınavlardan birisine girmeme hakkı tanınır. Sınav öğrenciler için olumsuz bir durumdur. Bu sayede sınav ortadan kaldırılarak öğrencinin ödevlerini yapma davranışının sürdürülmesi sağlanmaktadır.
NOT: Bir diğer pekiştirme sınıflaması da I. Pekiştirme ve II. Pekiştirme şeklinde yapılmaktadır.
A) BİRİNCİL PEKİŞTİRME (Doğal)  Öğrenilmiş olmayan birincil pekiştireçlerle yapılan pekiştirmedir.
Birincil Pekiştireçler  Temel biyolojik ihtiyaçları (açlık, susuzluk, uykusuzluk) tatmin eden ya da yaşamı tehdit eden doğal pekiştireçlerdir.
    Örn:    Yiyecek, su ve benzeri birincil olumlu pekiştireçtir.
    Örn:    Elektrik şoku birincil olumsuz pekiştireçtir.

   
             Yiyecek aç bir insan veya hayvan için öğrenilmemiş bir pekiştireçtir. Elektrik şoku da acı veren herhangi bir etki, hoşa gitmeyen bir duygudur. Dolayısıyla doğal ve öğrenilmemiş bir pekiştireçtir.
Birincil pekiştireçlerin en önemli özelliği doğal uyarıcılar olup organizma tarafından fizyolojik bir tepkiyle cevaplandırılmasıdır. Aç organizma açlık güdüsünü doyurmak için yemek zorundadır. Elektrik şoku da fizyolojik olarak sinirlerde acıya neden olur.
    Örn: Çocuğuna tuvalet eğitimi veren bir anne, çocuğun kendi başına tuvalete her gidişinin ardından onu çikolata ile ödüllendirmektedir. Burada annenin çocuğuna verdiği çikolatanın yerine getirdiği işlev birincil pekiştireçtir. (2002 KPSS sorusu)
B) İKİNCİL PEKİŞTİRME  Öğrenilmiş ikincil pekiştireçlerle yapılan pekiştirmedir. İkincil pekiştireçler (koşullu pekiştireçler) nötr bir uyaranın (para, yüksek not) olumlu birincil pekiştireçlerle ilişkilendirilmesi ile (para ile çikolata alma, yüksek not ile sevinç duyma) ortaya çıkar. (ikincil olumlu pekiştirme)

Örn: Para, not, boş zaman, statü, gülümseme, artı, yıldız ikincil olumlu pekiştireçlerdir.  Para doğal değeri ile pek fazla bir şey ifade etmez. Yenmez, giyilmez, içilmez fakat bizim kâğıt parçasına yüklediğimiz değer sayesinde para ile hemen hemen her ihtiyacımızı karşılar duruma geliriz.
    Örn: Öğrenci yıldız aldığında mutlu olur.
                  ↓           ↓
         İkincil pekiştireç      Birincil pekiştirme
    Örn: Para ile çikolata almak
              ↓         ↓
    İkincil pekiştireç Birincil pekiştireç

   
    Herhangi bir nötr uyarıcının (soba) birincil olumsuz pekiştireçlerle ilişkilendirilmesi ile (soba başlangıçta nötr uyarıcı iken çocuk eliyle sobaya dokunduğunda eli yanar) pekiştireç özelliği olan uyarıcıdır.
NOT: Olumlu pekiştirece gündelik dilde ödülde denilmektedir.
DIŞSAL ÖDÜL (Dışsal Kaynaklı Güdü)        İÇSEL ÖDÜL (İçsel Kaynaklı Güdü)
* Annenin çikolata vermesi                * Çocuğun başarı hazzı
* Öğretmenin aferin demesi                * Bireysel hedeflere ulaşma
* Babanın para vermesi                * Özgüvenin artması
* Öğretmenin yüksek not vermesi            * Çocuğun merak ve belirsizlikten
                            kurtulması
Bir davranışın kazandırılmasında önce dışsal güdü (ödül) verilerek sonra içsel güdüye (ödül) geçilir. İçsel güdünün öğrenmede etkisi daha fazladır.
    Örn: Matematik problemini çözen bir öğrenciye öğretmen önce ‘AFERİN’  der ve dışsal bir ödül vermiş olur. Daha sonra öğrenci her problem çözmede başarı hazzını yaşar. (içsel kaynaklı güdü) Ve bu durum daha etkili öğrenmeyi sağlar.



PEKİŞTİRME TARİFELERİ: 
    Edimsel koşullanma yoluyla gerçekleşen öğrenmelerde pekiştireçlerin verilme zamanı ve sıklığı öğrenmeyi etkileyen önemli bir faktördür. Bu bakımdan pekiştireçlerin verilmesi ile ilgili bazı pekiştirme tarifeleri belirlenmiştir.
Pekiştirme Tarifeleri 


1) Aralıksız (sürekli) Pekiştirme

2) Aralıklı Pekiştirme

    A) Zaman Aralıklı Pekiştirme
        * Sabit Zaman Aralıklı Pekiştirme
        * Değişken Zaman Aralıklı Pekiştirme

    B) Oran Aralıklı Pekiştirme
        * Sabit Oranlı Pekiştirme
        * Değişken Oranlı Pekiştirme


1) ARALIKSIZ (SÜREKLİ) PEKİŞTİRME  Yapılan her davranışın pekiştirilmesidir. Bireye yeni bir davranış kazandırılırken etkili olmaktadır. Burada öğrenilecek konu yeni ve karmaşık ise bir süre doğru davranış pekiştirilir.
    Örn: İlk kez okuma yazma öğrenen bir çocuğa; ilk ve karmaşık konuların öğretilmesinde sürekli pekiştireç verilir ve öğrenme gerçekleştikten sonra aralıklı pekiştirece geçilir.
    Örn: Grup önünde konuşmaktan çekinen bir öğrencinin her konuşması sonrasında pekiştireç verilmesi öğrencinin çekingenliğini atmasına yardımcı olmaktadır.
   
    Örn: Çocuğuna tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışan annenin çocuk tuvaleti geldiğini her söylediğinde annesinin ona bir ödül vermesi davranışın kazandırılmasında etkilidir.
2) ARALIKLI PEKİŞTİRME  Kazanılmış bir davranışın devam ettirilmesinde etkili olarak kullanılmaktadır. Sürekli pekiştirmeye göre aralıklı pekiştirmede sönme daha geç görülür
    Aralıklı pekiştirmede pekiştireçler
*   Ya pekiştirmeler arasında geçen süreye (ZAMAN ARALIKLI PEKİŞTİRME TARİFESİ)
* Ya da pekiştirmeler arasındaki davranış sayısına (ORAN ARALIKLI PEKİŞTİRME TARİFESİ) göre verilir.

A) ZAMAN ARALIKLI PEKİŞTİRME  Bu pekiştirme tarifesinde pekiştirmeler arasında geçen süre önemlidir. Yani pekiştireç verildiği zamana bağlı olarak değişir. Zaman aralıklı pekiştirme kendi içinde ikiye ayrılır.
    * Sabit Zaman Aralıklı (Sabit Aralıklı) Pekiştirme:  Bu pekiştirmede pekiştireçler BELİRLİ ZAMANLARDA verilir. Pekiştirecin ne zaman geleceği bellidir. Ve birey tarafından bilinir. Bu nedenle pekiştirecin gelmesine yakın zamanda davranışlar sıklaşır sonra azalır.
    Örn: Öğrencilerin yazılı ve sözlü sınavlardan önce çalışıp sonra çalışmamaları
    Örn: Teneffüs, aylık maaş, günlük yevmiyeler, her hafta sınav yapma, her üç dakikada bir pekiştireç verilmesi… Vize ve final haftaları…
    * Değişken Zaman Aralıklı (Değişken Aralıklı) Pekiştirme:  Pekiştirmenin farklı ve DEĞİŞEN ZAMAN ARALIKLARINA göre yapılmasıdır. 3, 4, 5 dakikada pekiştirme yapmak gibi…
              Değişen zaman aralıklı pekiştirmede pekiştireçler beklenmedik zamanlarda verilir. Bu nedenle sürpriz niteliğindedir.
Öğrenci pekiştirecin ne zaman geleceğini bilmediği için davranışı uzun süre devam ettirir. Davranıştan sonra pekiştirecin ne zaman geleceği belli olmadan davranışlarda yavaşlama görülmez. Okulda bu tür pekiştireçler öğrencinin sürekli çalışmasını sağlar.
    Örn: Bir babanın farklı zamanlarda çocuğuna başarısından dolayı hediye alması
    Örn: Bir patronun tarihi belli olmayacak şekilde çalışanlarına ikramiye dağıtması
    Örn: Öğretmenin önceleri 15 dak. bir fıkra anlatması daha sonra fıkra anlatımını değişik zamanlarda yapması…

B) ORAN ARALIKLI (ORANLI) PEKİŞTİRME   Bu tür pekiştirmede pekiştireç gösterilen davranış sayısına göre verilir. Oranlı pekiştirmede kendi arasında sabit oranlı ve değişken oranlı olmak üzere ikiye ayrılır:
    * Sabit Oran Aralıklı (Sabit Oranlı) Pekiştirme:  Kaç davranıştan sonra pekiştirecin geleceği bellidir. Örn: Her iki davranışı pekiştirme… Burada belli sayıdaki davranıştan sonra pekiştireç verilir. Öğrenci pekiştireci istediği zaman daha çok çalışarak almakta; tatmin olduktan sonra bırakmaktadır.
    Örn: Bir işte parça başı çalışmak..
    Örn: Öğretmenin çözülen her 5 problem için matematik dersinden 1 (+) vermesi…
    Örn: Öğrencinin yaptığı her ödeve 10 puan verilmesi…
    Örn: Bir patronun 5 tencere satan satıcısına 1 tencere kar payı vermesi…
    Örn: Alışveriş çeklerinde yapılan her 15 milyonluk alışverişte uçuş için 10 puan kazanılması…
    Örn: Sınıfta dört işlem alıştırmaları yaptıran bir öğretmen öğrencilerine doğru çözdükleri her üç alıştırma için bir (+) vermesi… (2002 KPSS)
    Örn: Bir babanın karnedeki her bir pekiyi ders için çocuğuna hediye alması…
   

* Değişken Oran Aralıklı (Değişken Oranlı) Pekiştirme:  Bu tarifeye göre kaçıncı davranışın pekiştirileceği belirlenmemiştir. Kaç doğru davranışa pekiştireç verileceği belli değildir. Bu pekiştirmede bir seferinde üçüncü doğru davranış bir başkasında ise ikinci doğru davranış pekiştirilebilir.

Bu pekiştirme türünün en güzel örnekleri PİYANGO ve KUMAR makineleridir. Her zaman için ‘SİZE DE ÇIKABİLİR’ denilerek kaçıncı davranışın pekiştirileceği belli olmadan insanlar piyango bileti almaya yönlendirilmektedir. EN ETKİLİ PEKİŞTİRME TARİFESİDİR. Çünkü bu tarifede hem organizmanın davranışı dikkate alınır hem de hangi davranışın pekiştirileceği belli olmadığından davranışın sürekliliği sağlanır.
    Örn: Hatların meşgul olduğu zamanlarda telefon etmeye çalışmak… Ne zaman hattın boşalacağı belli olmadığı için kişi sürekli aramaya devam eder.
    Bu pekiştirme türünde davranış uzun süre devam eder. Çünkü öğrenci beklemediği ya da tahmin etmediği sayıdaki davranıştan sonra pekiştirilir.
Etkililik Açısından Pekiştirme Tarifeleri Şu Şekilde Sıralanır
Değişken Oranlı → Değişken Aralıklı → Sabit Oranlı → Sabit Aralıklı → Sürekli Pekiştirme.
 
   PREMACK İLKESİ: (Büyük Anne Kuralı)
    Bireyin en çok hoşlandığı ve tercih ettiği davranışın; hoşlanmadığı ve tercih etmediği diğer bir davranışa koşullandırılması durumudur. Çok sık görülen davranış (tercih edilen) pekiştireç olarak kullanılarak az gösterilen davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır.
    Örn: Ispanağını yersen kolanı içebilirsin.
    Örn: Ödevini bitirirsen bilgisayarda oyun oynayabilirsin…
    Örn: Yemeğini yersen dışarı çıkabilirsin…
    Koşul konulduğunda PREMACK İLKESİ uygulanır. Çok kullanımı sakıncalıdır.     Çünkü çocuk her olumlu davranışın karşılığını ister.
    NOT: Az görülen yani tercih edilmeyen davranış önce yaptırılmalıdır.             

    SİMGESEL ÖDÜLLE PEKİŞTİRME (SEMBOLİK PEKİŞTİRME):
    İstenilen tepkileri ortaya koyan öğrencilere şeker, oyuncak gibi uyarılar yerine pekiştirici olarak puan, fiş, boncuk, kurdele, çiçek figürü, yıldız, marka gibi nesnelerin (sembollerin) verilmesi esasına dayanır.
    Örn: Bir öğretmen öğrenciye istenilen her davranışı (söz isteyerek konuşmak) gösterdiğinde birer marka verir ve her on marka biriktiğinde ÖDÜL verir.
Öğrencilerde sosyal davranışların geliştirilmesinde etkilidir. Özellikle zihinsel özürlülerin ve öğrenme güçlüğü çeken bireylerin eğitiminde kullanılır. Birey belirli sayıda davranışı yaptıktan sonra ödüle ulaşır.
    Örn: Matematik dersine çalışan bir öğrenciye her bir problemi çözdüğünde bir yıldız vererek pekiştirmek ve on yıldız aldıktan sonra (on problemi çözdükten sonra) ödül (para, not vb.) vermek…

    PEKİŞTİRME İLKELERİ:
    Pekiştirme verilirken öğretmen aşağıdaki ilkelere uymalıdır: 
1) Öğretmen ilk derslerde her doğru yanıta pekiştireç vermelidir.
2) Öğretmen özellikle çekingen, içe dönük öğrencilere onları yüreklendirmek ve derse katılımlarını sağlamak için uygun yer ve zamanda pekiştireç vermelidir. Bu pekiştireçler öğrencinin seviyesine uygun olmalıdır.
3) Dersler ilerledikçe her doğru yanıta değil zihinsel açıdan daha üst düzeydeki yanıtlara pekiştireç verilmelidir.
4) Pekiştireçler öğrencinin içinde yaşadığı kültürel ortama, yaşına, cinsiyetine, kişiliğine uygun olarak yeri ve zamanı gelince verilmelidir.
5) Öğretmen hep aynı tür pekiştireçler kullanmamalıdır.   
6) Öğretmen geç ve güç öğrenen öğrencilere her zaman yani her doğru yanıttan sonra pekiştireç vermelidir. Bu onların olumlu yönde kişilik geliştirmelerine katkıda bulunur.
7) Öğretmen ilk derslerde her doğru yanıta pekiştireç vermeli daha sonraki derslerde sabit oranlı dersler ilerledikçe de değişken oranlı pekiştireç tarifelerini kullanmalıdır.
8) Pekiştireçler hedef davranışlarla ilgili olmalıdır. Yani istendik davranışları gösterenlere pekiştireç verilmelidir.

B) CEZA 
Ceza: Organizma için hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortama verilmesi sonucu veya hoşa giden uyarıcının ortamdan çekilmesi sonucu davranışın YAPILMA SIKLIĞININ AZALTILMASIDIR.
Ceza iki türlüdür:
1) Birincil Tür Ceza (Birinci tip ceza)  Hoşa gitmeyen uyarıcının ortama verilmesi sonucu davranışın yapılma sıklığının azaltılmasıdır.
    Örn: Evde top oynarken vazoyu kıran çocuğuna annenin tokat atması
    Örn: Kuralı ihlal eden bir sürücünün ceza yemesi
    Örn: Sınıfta dersi dinlemeyen öğrenciye öğretmenin hakaret etmesi
    Örn: Sınıfta kavga eden öğrencilerin azarlanması
    Örn: Tuvalet davranışını öğrenemeyen bir çocuğu annesinin sürekli azarlaması
    Örn: Ders çalışmayan öğrencilerin sınıfta kalması
2) İkincil Tür Ceza (ikinci tip ceza)  Hoşa giden uyarıcının ortamdan çekilmesi sonucu davranışın yapılma sıklığının azalması.
    Örn: Sınıfın huzurunu kaçıran öğrencinin teneffüse çıkarılmaması
    Örn: Ders çalışmayan öğrencinin televizyon izlemesine izin vermemek.
   
    Örn: Bilgisayarla oynama izni alan çocuğun kardeşiyle kavga etmesi sonucu     bilgisayar oynama hakkının elinden alınması.
    Örn: Sınıfta ders dinlemeyen öğrenciye öğretmenin ilgi göstermemesi…
    Örn: Kurallara uymayan sürücünün ehliyetinin elinden alınması…
    Ceza; yeni ve istenilen davranışların öğretilmesini sağlamaz. Yalnızca önceki öğretilenlerin bastırılmasını sağlar. Ceza bir sınıfta sürekli kullanıldığında öğrenciler inatlaşır, saldırganlaşır ve duyarsızlaşırlar. Ceza istenmeyen davranışı yok etmez yalnızca baskı altında tutar ve cezanın etkisi yok olunca davranış tekrar ortaya çıkar.
NOT:  Olumsuz pekiştirme ile ceza birbiri ile karıştırılmamalıdır. Olumsuz pekiştirmede hoşa gitmeyen uyarıcı ortamdan çıkarılarak DAVRANIŞIN YAPILMA SIKLIĞI ARTIRILIRKEN; CEZADA hoşa gitmeyen uyarıcı ORTAMA SOKULARAK DAVRANIŞIN YAPILMA SIKLIĞI AZALTILMAKTADIR.

CEZANIN UYGULANMASI İLE İLGİLİ GENEL İLİŞKİLER: 
1) Ceza geciktirilmeden verilmelidir.
2) Hangi davranışın ne tür cezayı gerektiren bir suç olduğu önceden belirlenmelidir.
3) İstenmeyen davranış gösterilmeden ceza verilmemelidir.
4) Ceza korkutmak amacıyla kullanılmamalıdır.
5) Ceza bireyin kişiliğinde olumsuz etkide bulunacak türde olmamalıdır. Yani bireyin yaptığı davranış cezalandırılmalıdır.
6) Ödev, ders çalışma gibi istenilen özellikler ceza olarak verilmemelidir.
7) Cezanın şiddeti uygun olmalı…
8) Ceza tutarlı olmalı ve uygulanmalı…
9) Cezadan kurtulma olanaklı olmalı… Yani alternatif tepkiler sunulmalı.
10) Cezanın nedeni ile ilgili açıklamalar yapılmalı…
11) Cezadan önce uyarı yapılmalı…                                                                         

CEZANIN SONUÇLARI: 
1) Öğrenciye nasıl davranmayacağını öğretir ancak nasıl davranacağını öğretmez…
2) Öğretmen-öğrenci arasında nefret, huzursuzluk, gerilim yaratır…
3) Öğrenci aynı davranış için arkadaşları tarafından ödüllendirilirse cezanın önemi kalmaz.
4) Çocuk model olarak saldırgan davranışlar geliştirir.
5) Engellenme duygusunu geliştirir.

OLUMSUZ DAVRANIŞLARIN YOK EDİLMESİ yani CEZAYA ALTERNATİF DURUMLAR:
1)SÖNME: Davranış pekiştirilmeyerek sönmesi sağlanabilir.
2)GÖRMEZDEN GELME: (Söndürme): Bazı davranışlar görmezden gelinerek (pekiştirilmeyerek) ortadan kaldırılabilir. (söndürülebilir). Görmezden gelmede olumsuz davranış bir süre için sıklaşır ve tekrarlanır fakat daha sonra olumsuz davranış görmezden gelindiği (pekiştirilmediği) için ortadan kalkar.
3)ORTAMI DEĞİŞTİRME: İstenmeyen davranışa neden olan uyarıcılar ortamdan çekilir.     Örn: Öğrencilerin kopya çekmelerini önlemek için aralıklı oturmalarını sağlamak…
4)BIKTIRMA: Öğrenci yoruluncaya (bıkıncaya) kadar davranışı yapmaya zorlanır. Örn: Arkadaşlarını sürekli şikâyet eden öğrencinin bu davranışı bıkıncaya kadar yapmasını sağlama…
5)CEZA: İstenmeyen davranış baskı altına alınır. Ceza öğrenciyi olumlu davranışa yöneltmez. Yalnızca olumsuz davranışı bir süre için ortadan kaldırır.

                                                       


OLUMLU PEKİŞTİREÇ
    ( AFERİN )
CEZA (II. TİP)







OLUMLU PEKİŞTİRME
DURUM          ORTAMA KONULDUĞUNDA               ORTAMDAN ÇIKARILDIĞINDA
           

OLUMSUZ PEKİŞTİRME
CEZA ( I. TİP )
OLUMSUZ PEKİŞTİREÇ       
                                             
     (DAYAK)
Açıklama:  Sınıfta ödevini yapan bir öğrenciye öğretmenin AFERİN demesi olumlu pekiştirmedir. Aferin kelimesi bir sevgi, ilgi kelimesidir. Hoş olan bu durum istenmeyen bir davranışın sergilenmesi durumunda ortamdan çekilirse yani ortamdan çıkarılırsa bu II. TİP CEZA ya girer. (ilgi,sevgi) esirgenmiştir.
    Evde üvey annesinin dayağından kurtulmak için okula gelen öğrenci hoş olmayan bir uyarıcıdan kurtulduğu için bu durum OLUMSUZ PEKİŞTİRMEYİ ifade etmektedir. Çünkü hoşa gitmeyen bir uyarıcı (dayak) ortamdan çıkarılmıştır. Ancak yaptığı bir yaramazlıktan dolayı üvey annesinden dayak yiyen bir çocuk için bu durum I. TİP CEZA haline dönüşmüştür. Çünkü ortama hoş olmayan bir uyarıcı konulmuştur.




EDİMSEL KOŞULLANMA İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR: 
1) BİÇİMLENDİRME: (Kademeli Yaklaştırma- Şekillendirme): Öğrenene konu zor ve karmaşık gelebilir. Bu nedenle davranışlar alt düzey basamaklara ayrılarak her basamak pekiştirilerek davranışın tamamı öğretilir. Biçimlendirme kademeli yaklaştırma yoluyla yapılır.
    Örn: Topluluk önünde konuşamayan biri önce az sayıdaki kişilerin önünde konuşturulur daha sonra giderek daha çok kişinin önünde konuşturulur. Ve her aşamada pekiştirme yapılarak konuşma öğretilir.
2) ZAMANLAMA: Davranış ile pekiştireç arasındaki zamanın çok yakın olması gerekir.   (1–30 saniye) Davranış ile pekiştireç arasında geçen zaman uzarsa davranış-pekiştireç bağı zorlaşır ve pekiştirmenin gücü azalır. Örn: Tahtada bir problem çözen öğrenciye pekiştireç (aferin) hemen sunulmalıdır.
3) SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA: Daha çok korkuların ve fobilerin ortadan kaldırılmasında kullanılır. Kişi korktuğu uyarıcı ile kendisi için korkutucu olmayan bir derecede karşı karşıya getirilmektedir. Sistematik duyarsızlaştırma biçimlendirmenin klasik koşullanmadaki kullanılmış halidir.
    Örn: Okul korkusu olan bir çocuğa önce okulun yanındaki bir parkta oyun oynatılmış, sonra arkadaşlarıyla okul bahçesinde etkinlikler yaptırılmış sonrada çok sevdiği bir arkadaşının yanına oturtularak okul korkusu ortadan kaldırılmıştır.
4) GENELLEME: Bir davranışı öğrenen organizmanın bu tepkiyi başka uyaranlara da göstermesine genelleme adı verilir.
    Örn: Öğretmenine bilmediği bir konuyu soran bir öğrenci doyurucu cevap alınca tüm öğretmenlerine soru sormayı sürdürmüştür.
    Örn: Belli bir renkteki diski gagalayan bir güvercin yiyecekle pekiştirildiğinde bu renge benzeyen diğer diksleride gagalar.
    Örn: Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.   
    Örn: Kediyi seven bir öğrencinin diğer hayvanları da sevmesi.
    Örn: Köpeğine ıslık çaldığında yanına gelen bir çocuğun sirkte gördüğü bir aslana da yanına gelmesi için ıslık çalması.
5) AYIRT ETME: Pekiştirilen uyarıcılara gösterilen tepkinin pekiştirilmeyen uyarıcılara gösterilmemesidir. Ayırt etmenin olması için organizma tarafından önce genellemenin yapılması gerekir.
    Örn: Bir çocuğun bahçede oyun oynayan çocuklar içerisinde yalnızca sevdiği arkadaşını gördüğünde bahçeye oyun oynamaya çıkması.
    Örn: Bir öğrencinin bütün dersler içerisinde yalnızca MÜZİK dersinde yaramazlık yapması…
    Örn: Bir kişinin gazetedeki spor haberlerini seçerek okuması
6) SÖNME: Edimsel koşullanma ile öğrenilen davranışlar uzun süre pekiştirilmezler ise davranışı gösterme sıklığı giderek azalır ve davranış söner.
    Örn: Sabahları her gün babasının ayakkabısını sildikten sonra harçlık alan çocuk bir müddet davranışı gösterdikten sonra harçlık almadığında ayakkabı silme davranışı sona erer.
    Örn: Problemi doğru çözen öğrenciye her defasında öğretmen pekiştireç vermektedir. Ve çocuk böylece problem çözme davranışını geliştirir. Ancak öğretmen pekiştireç vermeyi bırakırsa öğrencinin davranışı zamanla azalır ve SÖNER…
7) ZİNCİRLEME: Biçimlendirme zor ve karmaşık konuların basitten karmaşığa doğru alt basamaklara indirilmesiyle ve pekiştirme ile yapılır. Zincirleme ise yapı olarak aşamalardan oluşan davranışların kazandırılmasında kullanılır. Her aşama bir sonraki aşamanın ayırt edicisi olur ve her alıştırma pekiştirilerek davranış geliştirilir.
    Örn: Bir sürücü adayına araba kullanma davranışını öğretmek için önce koltuğa düzgün oturma ve aynaların ayarlanması, sonra vitesin kontrol edilmesi daha sonra da kontağın çevrilmesi ve en son olarak da arabanın hareket ettirilmesi işlemi yaptırılmıştır. Her aşama pekiştirilerek davranış geliştirilir.                                                                 
8) BATIL DAVRANIŞ (İNANÇ): Edimsel koşullanma ilkelerine göre organizma tesadüfen bir davranışı yaptığı sırada o davranışla ilgili olmamasına rağmen olumlu bir pekiştireç alırsa zamanla almış olduğu pekiştireci o davranışla ilişkilendirir ve o davranışı yapma eğilimi gelişir.
     Örn: Annesin aldığı bir kırmızı gömlek ile gittiği sınavdan yüksek not alan öğrenci sonraki sınavlara da aynı gömlekle gitmek ister.
    Örn: İnsanların belirli günleri uğurlu gün kabul etmesi…
    Örn: Bazı insanların merdiven altından geçmemesi…
9) KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET: Birey kendisi ya da olaylar için sahip olduğu doğru olmayan olumsuz düşünceye inanarak buna göre davranırsa bir süre sonra diğer kişilerin yaklaşımı ve olayların yönelimi bu şekilde gerçekleşir. Böylece de bu düşünce pekişmiş olur.
    Örn: Matematik dersinde ben başaramıyorum, öğrenemiyorum şeklinde düşünen ve çaba göstermeyen bir öğrenciye bir süre sonra öğretmeni, anne ve babası, ‘sen matematiği öğrenemezsin’ şeklinde yaklaşır. Böylece davranış pekişmiş olur ve kehanet gerçekleşir.
    Örn: Kızlar beni beğenmiyor şeklinde düşünen bir kişi kızlardan uzak durur. Bunun sonucunda kızlar o kişiyi itici bulur ve ona yaklaşmazlar… böylece bu düşünce pekişmiş olur.
NOT: Annesinin verdiği kırmızı kalemle girdiği sınavlardan yüksek not alan bir öğrencinin aldığı yüksek notun sebebini kırmızı kaleme bağlaması ve buna inanması klasik koşullanma yoluyla öğrenmedir. Eğer bu kişi yüksek not alacağına inandığı için her sınava aynı kırmızı kalemle gidiyorsa bu da edimsel koşullanma yolu ile öğrenmedir.
KAÇINMA ŞARTLANMASI: 
    Koşullanmada durum ortaya çıkmadan durumdan uzaklaşılmasına KAÇINMA ŞARTLANMASI adı verilir.
Örn: Işığın yanışından 10 saniye sonra elektrik şoku verilen köpek elektrik şoku gelmeden önce bir engelden atlama yoluyla bu şoktan kurtulmayı öğreniyor.                          


ŞOKTAN KURTULMA
I. ADIM    IŞIK (10 SANİYE)      ŞOK          KORKU
II. ADIM   IŞIK                              KORKU         ENGELDEN ATLAMA        IIII─
III. ADIM  IŞIK               ENGELDEN ATLAMA
IV. ADIM  IŞIK                ENGELDEN ATLAMA
Yapılan bir araştırmada ışık yandıktan 10 saniye sonra elektrik şoku verilen köpek elektrik şoku gelmeden önce (bir engelden atlayarak) elektrik şokundan kurtulmayı öğrenmiştir. Şoktan önce davranış gösterildiği için bu durum kaçınma şartlanmasıdır. Köpek burada şoktan kaçınmaktadır. Bu şartlanma klasik ve operant koşullanmanın bileşimi olan ve kendi kendini pekiştiren bir şartlanmadır.
Kaçınma şartlanmasının ortaya çıkması için önce korku ve kaçma şartlanmasının olması gerekmektedir. Bunlardan korku şartlanması → KLASİK
                    Kaçma ise            → OPERANT şartlanmaya girmektedir.
    Kaçma ve kaçınma farklı kavramlardır. Kaçınma durum ortaya çıkmadan durumdan uzaklaşmadır. Kaçma ise durum ortaya çıktıktan sonra uzaklaşmadır.
    Örn: Bir köpek tabanı elektrik şoku vermeye elverişli bir kutuya konulur. Kutunun önünde bir bölme olup elektrik şoku verildiğinde köpek bu bölmeden atlayıp şoktan kurtulma imkânına sahiptir. Köpek ilk zamanlar şokun akabinde havlamak, zıplamak, dolaşmak gibi çeşitli hareketler yaparak şoktan kaçmaya çalışmıştır. Fakat KAÇINAMAMIŞTIR. Sonunda bölmeden atlamanın kendisini şoktan kurtardığını öğrenmiş ve şoktan kaçınmayı başarmıştır. Görüldüğü üzere kaçınma; korkma ve kaçmayı içermektedir.
        Kaçınma şartlanması insanlarda da benzer şekillerde oluşmaktadır. Küçük çocukların sobaya ilk kez dokunduklarında önce korkarak kaçma davranışı göstermeleri ve bir iki tecrübeden sonra sobadan kaçınmayı öğrenmeleri kaçınma şartlanmasına örnektir.
   

KLASİK KOŞULLANMA ve EDİMSEL KOŞULLANMA ARASINDAKİ FARKLAR 
KLASİK ŞARTLANMA                            OPERANT ŞARTLANMA
* Klasik şartlanmada uyarıcı ışık ya da ses             * O. Şartlanmada ise uyarıcı belirli
   gibi belirli bir olaydır.                        bir olay değildir.
* Klasik şartlanmada davranış uyarıcıyı takip        * O. şartlanmada davranış
    ederken                                uyarıcıdan önce gelmektedir.
* K. Şartlanmada tepkide uyarıcı gibi bellidir.        * O.şartlanmada ise tepkiler
* K. Şartlanmada pekiştirme daima insan ya da            tesadüftür.
    hayvanın yaptığından bağımsız olarak şartlı uyarıcının    * O.şartlanmada ise pekiştirme
    sunulmasından hemen sonra yapılır. Pekiştirme,            yapılan tepkiye bağımlıdır.
    gösterilen tepkiden bağımsızdır.                    Fare yiyecek kutusuna bağlı
* K.şartlanmada öğrenme nötr uyarıcı ile                olan pedala dokunmadıkça
    şartsız uyarıcı arasında çağrışım kurularak             yiyeceğe ulaşamaz.
    gerçekleşirken                        * Operant şartlanmada öğrenme
* K.şartlanmada genelleme ve ayırt etme istemsiz,             eylemlerin sonuçlarının sonraki
    duygusal ve fizyolojik tepkilerdir.                    davranışları etkilemesiyle
                                     gerçekleşir.
                                * O. şartlanmada genelleme ve
                                    ayırt etme istemli bir süreç
                                    haline getirilmeye çalışılır.
                                    Tepkiler açık ve bilinçlidir.
                                      
                                 
    Örn: Kareyi öğrenen bir çocuk dikdörtgeni gördüğünde genelleme yaparak bu kare derse ‘hayır dikdörtgen’ denilir ve böylece geri bildirim yoluyla ayırt etme sağlanır.
* Klasik şartlanmada sönme şartsız uyarıcının        * Operant şartlanmada ise davranış
    yokluğunda şartlı uyarıcı tekrar tekrar verilirse            pekiştirilmezse ortadan kalkar.
    şartlı tepki ortadan kalkar.
NOT:  Klasik ve operant şartlanmada sönme; davranışın ortadan kalkması anlamında kullanılır.
DAVRANIŞIN A-B-C- Sİ KURAMI
    Operant şartlanmada davranış öncül-davranış-sonuç yani A-B-C formülü içinde ele alınır. Yani davranışı anlayabilmek için öncülünü davranışını ve sonucunu incelemek gerekir. Davranış değiştirilmek istendiğinde öncül veya sonuç değiştirilerek davranışın değişmesi sağlanabilir.

Öncül ve sonuç değişirse davranışta değişecektir.
Örnek:     Ayakkabıları boyarsan ödül alırsın        ÖNCÜL 
        Ayakkabı boyama        DAVRANIŞ                        
        Ödül (çikolata) Alma→     SONUÇ       

NOT:  İnsan davranışlarında operant şartlanma klasik şartlanmaya göre daha kullanışlıdır. Ama yine de hangi tür insan davranışlarının operant şartlanma için uygun olduğu sorusu akla gelirse verilebilecek cevap kesin bir kural olmamakla birlikte operant şartlanmanın ‘psikomotor davranışlar’ için daha uygun olduğu şeklinde olacaktır.

   

Şöyle bir genelleme yapılabilir 
Öğretilebilirler
    * BİLİŞSEL DAVRANIŞLAR         BİLİŞSEL YAKLAŞIMLA       
    * DUYUŞSAL DAVRANIŞLAR         KLASİK ŞARTLANMAYLA   
    * PSİKOMOTOR DAVRANIŞLAR            OPERANT ŞARTLANMAYLA

Suan Burdasiniz : TÜM DERSLER >> Ogrenme-psikolojisi >> Edimsel Koşullanma
Yorum - Tartışma - Soru - Cevap
Bulunduğunuz Sayfayı PAYLAŞIN !
Dersler ve Bu Dersteki Diğer Konular
DERSLER ANASAYFA

Anasayfa
Üye Ol
Görüntülü Dersler
Kurslar Dershaneler
Anasayfa
Üyelik
Görüntülü Dersler
Kurs Rehberi
Web Dershanesi
Eglence Oyun
Anketler
Foto Galeri
EDershane
Eglence
Anketler
Galeri
Arsiv Arama
Sinav Takvimi
Reklam Iletisim
İlginç Bilgiler Ansiklopedisi
Arsiv Arama
Egitim Ajandasi
Reklam Iletisim
İlginç
Bilgiler
Köşe Yazıları
ANKET
Şuanda hazırlandığınız ve daha çok önem verdiğiniz sınav hangisi?
KPSS
YGS-LYS
ALES
KPDS-ÜDS
DGS
Foto Galeriden..
 
Foto Galeri
 
Kurs Rehberi
Şehir
Kurs Türü
Kurs Ekle
Bugünkü Gazeteler
Üye Giriş
 
Ilginç Bilgiler
 İnsanların niçin bazıları solaktır?
 Vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor ?
 Tellere konan kuşlar niçin çarpılmıyorlar ?
 Elektrik insanı nasıl çarpıyor ?
 Tellere konan kuşlar niçin çarpılmıyorlar ?
 İskambil kağıtlarındaki şekillerin anlamı nedir ?
 Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor ?
 İnsanlar nasıl yüzebiliyor ?
 Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır ?
 Niçin gök gürlüyor ?

Anasayfa   Egitim  SBS   ÖSS   DGS   KPSS   KPDS-ÜDS   ALES   AÖF   Yüksekögretim   E-Dershane  Kurs Rehberi   İlginç Bilgiler Ansiklopedisi  Fotogaleri  Eglence   Reklam & Iletisim 
Gizlilik Sözlesmesi - Kullanim Antlasmasi
Web Dershanesi ucretsiz KPSS Kursu Dersleri Webmasterim.Com Sinava Hazirlik Bizim Yemekler - Yemek Tarifi Sitesi